Tasavvufi Sohbetler

"Allah Dostları ile; Salihler ile Beraber Ol."

           

   “Akıl sahipleri o kimselerdir ki, ayakta iken, otururken ve yatarken (daima) Allah’ı zikrederler;
göklerin ve yerin yaratılışı hakkında düşünürler ve şöyle derler:”Ey Rabbimiz sen bunları boşuna yaratmadın. Sen batıl şey yaratmadan münezzehsin. Artık bizi cehennem ateşinden koru.”

(Al-i İmran 191)

Sohbet, Nakşibendî yolunun esası ve temelidir.

Sohbet, sevgiliye bir vefadır.
Ne de olsa “Kişi sevdiği ile beraber haşrolur.”
Sohbetler Allah Dostlarının ziyareti ile kıymetli meclislerde icra edilir.
Bu Dostlar; Âşığın hiç dilinden düşürmeden sürekli anacağı ve anlatacağı dostlardır:
Bunlar, Allahü Teâlâ, Resûlü ve sâlih müminlerdir.

Hak Aşıkların toplandığı meclislerde çoğunlukla bir kişi konuşur, diğerleri dinler. Allah’a ve O’nun razı olduğu değerlere davet eden konuşmalar, sohbet meclislerinin konularını oluşturur. (Semerkand Dergisi, Nur Sofrası Sohbet Meclisleri, Kemal Süleymanoğlu, Şubat 2002).

Eskiden, kış gecelerinde büyüklerimiz peygamberlerin kıssalarını, evliyaullahın menkıbelerini okurlardı. Şimdi zaman değişti. Ariflerin, evliyanın sohbeti yerine televizyon, gazete ve siyasî konuşmalar yapılmaya başladı. Gönüllerimiz rahmetsiz/susuz, çorak kaldı. Ruhaniyetler gelmez oldu. İnsanlar sertleşti, şükürler azaldı ve fikirler kısaldı. (Mürşid ve Mürid Hukuku, Mehmet Ildırar, s. 94).Sohbeti terk eden, büyüklerin tarif ettiği yolu terk etmiş oldu.

Lakin, Sohbet, beraber olmak, yan yana bulunmak, aynı meclisi paylaşmak, birbirinden ayrılmamak; söz, beden, himmet ve yardım ile birisini desteklemek gibi manalara gelir.

Burada, sohbetten gaye, Cenab-ı Mevlâ’nın rızasını tahsil, kalbin ihyası, ebediyyet yolunda gerekli bilgilere ulaşmak, güzel ahlâk ve edep yolunda mesafe kat etmek, terakki etmektir.

Seyyid Abdülkadir-i Geylani (k.s) hazretleri şöyle buyurmuştur: 

‘’Allah dostları ile Salihler le beraber ol. Onların sohbetlerinde bulun. Böylece Allah’ın onlara olan yardımı sayesinde sen de güçlenirsin. Sen de onların gözü ile görürsün. Allah’da tıpkı onlarla övündüğü gibi seninle de övünür.‘’ ( Allah Dostlarından Yaşayan Sözler, Muzaffer Taşyürek, s.224)

Fahr-i Kâinat s.a.v. Efendimiz’in sohbeti öyle bir terbiyeye vesile idi ki; barışı, birlik ve beraberliği temin etmiş, insanlığın kurtuluş modeli olmuştu.

Rabbül Alemin’in sohbetlere ayrı bir nazarı vardır. İslâm ahlâkını öğrenmek, birbirleriyle kardeşlik kurmak, ayrılığı, tefrikayı bertaraf etmek için bir araya gelip sohbet eden müminlere melekler dahi gıpta ederler.

Gavs-ı Bilvânisî (k.s) hazretleri ise şöyle buyurmuştur: ‘’Ne zaman Allah dostlarını konuşursanız, ruhaniyetleri sizin yanınıza muhakkak gelir.‘’

Bununla birlikte; Müslim, Ebu Davud, Tirmizî ve İbn-i Mace Kudsi Hadiselerinde hususa şöyle nazar ederler:  “Bir topluluk Allah’ı zikretmek üzere bir araya gelirse, melekler onların etrafını kuşatır. Allah’ın rahmeti onları kaplar, üzerlerine sükûnet iner ve Allahu Teâlâ onları yanında bulunanlar arasında zikreder.”

 Hâce Alâeddin Attâr k.s. Hazretleri son hastalıkları sırasında dostlarına şu vasiyeti yapmıştır:

“…Nebî’nin (s.a.v) gelişi beşeriyetin çirkin âdetlerini kaldırmak içindir. Birbirinize destek olunuz. Kendinizi öne çıkarmayıp kardeşinizi nefsinize tercih ediniz. Her işte azimet yolunu takip ediniz ve mümkün oldukça o yoldan ayrılmayınız. Sohbet sünnet-i münekkidedir. Bu sünnete sürekli uyunuz. Gerek fert, gerek cemaat olarak sohbet sünnetini terk etmeyiniz. Eğer bu söylenen işler üzere istikametten şaşmazsanız benim bütün ömrüm boyunca kazandığımı sizler bir nefeste elde edersiniz. Böyle yaparsanız ahvaliniz daima terakki eder. Şayet bu sıfatları terk ederseniz kesinlikle perişan olursunuz.” (Hâce Alâeddin Attâr k.s. Hazretleri Mevlânâ Ali b. Hüseyin es-Safî, Reşâhât, 188.)

 İnsanın manen terakkisine vesile olan sohbetin diğer önemli bir vasfı da, kiminle sohbet yapılacağı hususudur.

Büyükler bunu şu veciz sözle açıklamışlardır: “Ya senin kendisinde yok olacağın, ya da onun sende yok olacağı biri ile sohbet et. Ya da hem senin, hem de onun Allah’da yok olacağınız biri ile sohbet et; ne sen kalasın, ne de o…”

Velilerden Ebu Bekir Tilmisani (k.s) demiştir ki: “Allah’la sohbet ediniz. Eğer buna güç yetiremezseniz, Allah’la sohbet eden ariflerle beraber bulununuz ki, onların bereketi sizi Allah’la beraber olmaya ulaştırsın.“ (Sühreverdi, Gerçek Tasavvuf, 554)

Bu bağlamda allah’u teâlâ kuran’ı kerim de şöyle buyuruyor;

Bunlar, Allah’a iman edenler ve kalpleri Allah’ın zikriyle huzura kavuşanlardır. İyice bilin ki ancak Allah’ı zikretmekle kalpler yatışır ve huzur bulur. (Ra’d 27, 28)

“(İnsanları) Allah’a çağıran, salih amel işleyen ve ‘ben müslümanlardanım’ diyenden kimin sözü daha güzel olabilir?” (Fussilet, 33).

Seyyid Şerafettin Dağıstani (K.S.) Sohbet için mutlaka dokuz şartın lazım olduğunu buyurur:

  1. Bir yerde toplantı ve sohbet  için davet olunulduğunda o mecliste asla şeriata aykırı bir şey olmamalıdır. Her ne kadar davete icabet sünnet ise de, eğer  bir toplantıda yemek-içmekten başka bir maksat yok ise o meclisten hiçbir fayda hasıl olmayacağından o davete icabet etmemelidir.
  2. Yemek sırasında adâba ve sünnet-i seniyyeye riayet edilmelidir.
  3. Bir  mecliste konuşuluyorsa münkirattan, inkardan ve malâyâniden , boş sözlerden içtinab etmek , kaçınmak lazımdır. Eğer bir yerde yalan, gıybet vs. var ise, imanı olanları bun­dan men etmeli, uyarmak için nasihatte bulunulmalıdır.
  4. Sohbetin bir yöneticisi olmalıdır. Sohbet yerinde kargaşa olmamalı, herkes sakin şekilde oturmalı, bir nizam ve intizam üzere olunmalıdır.
  5. Sohbet meclisine sirayet edecek derecede gam ve kasavet sahibi olan bir kimse mecliste oturmamalıdır. Kalbinde bir dert ve sıkıntısı olanlar, sohbete git­memelidir.
  6. Manevi sohbet meclisinde  dünya işleri  ve  geçimle ilgili şeylerden  bahsedilmemelidir. Zira bunun yeri,  tasavvuf sohbeti  değildir.
  7. Davet sahibinin o davetten muradı ne ise, onu iyi anlayıp mükemmel surette ihtimama ve muradına cevap vermeye gayret sarf etmelidir. Ancak yine davet sahibinin  arzusundan ziyade diğer kimselerin arzusuna bakılmamalıdır.
  8. Sohbet meclisini  üç ya da beş saatten ziyade uzatmamalıdır. Zira, ziyade olursa söze malayani  ve takvaya muhalif unsurlar  karışır.
  9. Sohbet sonunda, o mecliste sâdır olan  ahkâma aykırı söz ve davranışlar  için, yirmi beş kez is­tiğfar edilmelidir. Sohbetten sonra birkaç ayet  okunmalı ve bağışlanmalıdır.
    Eğer bir sohbet meclisinde bu dokuz şarta riayet edilirse, tarikatın önderi Şah-ı Nakşbend Muhammed Bahâeddin Buhari’nin   sırrına mazhar olunurken , aksi halinde bir hidayet ve fazilet hasıl olmaz.”

Sohbetler üzerine düşündürücü bir menkıbe;

Menkıbe

“Bu yolun büyüklerinden Muhammed Diyauddin (k.s.) hazretleri, zaman zaman küçük çocukları başına toplar, onlarla sohbet ederdi. Yine böyle bir sohbetin ardından hanımı sormuş:

“Kurban, insan senin işine taaccüp ediyor, onlar daha küçük, sohbetten ne anlar?” Hazret şöyle cevap vermiş:

“Bende biliyorum bir şey anlamazlar fakat benim gayem, onların bir şey anlaması değildir. Sohbet meclisleri Allah’ın rahmetini çeker. Ben o rahmetin peşindeyim. Bu çocuklar bir vesile… Zaten, sohbetteki gaye sohbet sırasında Allah ve sadat anıldığı zaman nazil olan ilahi rahmetten, ilahi bereketten, sadatın himmet ve nazarlarından istifade etmektir.

“Menfaat sohbetin kendisinde değildir.’’